|

ANA SAYFA HABER - YORUM - EĞİTİM -
SAĞLIK - EKONOMİ - SANAT - EDEBİYAT - KİTAP - KÜLTÜR - SPOR...

GÜZEL ÖĞÜTLER İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
(01.08.2011)
HAZIR CEVAPLAR
Padişah ve Rüyası
Vaktiyle padişah gördüğü rüyayı yorumlaması için kâhinine haber
salmış ve demiş ki: "Ey kâhin, dün gece rüyamda dişlerimin teker
teker düştüğünü gördüm. Nedir bu rüyanın manası?"
Kâhin düşünür ve şu cevabı verir. "Padişahım maalesef bütün
sevdiklerinizin teker teker ölümünü göreceksiniz…"
Padişah öfkelenir ve "Bunu derhal zindana atın!" emrini buyurur.
Diğer kâhinin getirilmesi konusunda haber salınır. Diğer kâhin gelir
ve aynı rüyayı padişah ona da anlatır. Kâhin de: "Padişahım, siz çok
uzun ömürlü olacaksınız. Öyle ki torunlarınızın tümünü
görebileceksiniz." Der ve aldığı mükâfatla oracıktan ayrılır.
Kayserili’nin İsteği
Gözleri görmeyen, bekâr ve fakir Kayseriliye bir cin çıkagelmiş.
"Benden bir şey dile yerine getireceğim" demiş.
Kayserili düşünürken cin sormuş:
"Gözlerini mi istersin, zenginlikli mi istersin, evlenmek mi
istersin?"
Kayserili:
"Oğlumu, altınlarımı sayarken görmek istiyorum" demiş.
"Öküz Ahmet Paşa ve Arkadaşı"
Osmanlı padişahlarından, Öküz Ahmet Paşa lakaplı bir paşa
vardır. Bir gün bütün paşaların bulunduğu bir çadırda toplantıda
bulunurken, çayırda otlayan münasebetsiz bir öküz, çadırın içerisine
başını sokar:
"Mööö, möööö!" der.
Çadırda bulunan bütün paşalar bıyık altından gülmeye başlar.
Paşaların kendisine malum lakaptan güldüğünü fark edince, paşalara
dönerek;
"Paşalar! Az önce içeri giren öküz ne dedi biliyor musunuz? O öküz
bana dedi ki;
"Yahu, hadi sen bizdensin… Peki, bu eşeklerin içinde ne işin var?"
"Roman Eleştirisi"
Tanıdıklarından biri, yazdığı romanın müsveddeleri Neyzen
Tevfik’e göstererek fikrini sorar:
Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam:
"İyi ama der. Siz hiç roman yazmadınız ki!"
Neyzen Tevfik şu cevabı verir:
"Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç
yumurtlamadım."
"Filozof Diyojen"
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle
ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden
başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden
biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor
gördüğü filozofla:
-"Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der.
Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
-"Ben çekilirim!"
Dilencinin zekasına Fatih’ in Cevabı
Fatih, her fırsatta fakir ve yoksullara yardımda bulunurdu.
Dervişlerin ve muhtaç kişilerin gönlünü almayı görev bilirdi. Fakat
padişahın bu tavrını bilen ve açıkgöz geçinen nicesi de onun bu
özelliğinden yararlanma yoluna giderdi.
Birgün, avlanmak amacıyla İstanbul dışına çıkan fatihin karşısına
birdenbire üstü başı perişan, kıvrak zekalı bir dilenci çıkıp yardım
istemişti. Fatih de onu bir altınla savuşturmak istemişti. Ancak bu
defa sert kayaya çarpmıştı. Zira bir altını beğenmeyip yüzünü
buruşturan dilenci Fatih’ e "sultanım bu ne biçim kardeşlik ?insan
kardeşine sadece bir tane altını mı layık görür?" deyince Fatih: "
Nerden kardeş oluyoruz?" diye şaka yollu dilenciye takıldı. Dilenci
de : " Hünkarım, ikimizde Adem peygamberin soyundan gelmiyor muyuz?"
dedi. Bunun üzerine Fatih’ in zekası dilencinin zekasını bastırdı.
Zira Fatih :
"Aldığın bir altını sakın az görme. Çünkü o kadar çok kardeşin var
ki, eğer onlar duyarlarsa senin hissene bir altın da düşmez."
deyiverdi.
Lakin dilencinin zekası da hoşuna gittiği için: " Hadi bakalım, al
şu bir kese altını da diğer kardeşlerine görünme." Diyerek bir kese
altın vermiştir.
Eleştiri
Birgün Aleksandre Dumas, kendini ziyarete gelen bir şairle
konuşurken, şair eserlerinden bahsetmiş ve :
"Nasıl? Kafiyelerim zengin değil mi? deyince Dumas:
"Eserleriniz iyi hoş"demiş , "zengin değil ama halleri vakitleri
maşallah yerinde."
Çıkmış olduğu mahkemelerin birinde hakim, Üstad’a der ki:
"Bak dostum, seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim,
değil mi?" bunun üzerine, hayretler içinde:
"Hayrola hakim bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?" diye nükteli bir
cevap verir.
Fuat paşa, Paris ziyaretinde iken ???. Napolyon’ un saray
kadınlarından biri bir sohbet sırasında:
"Paris güzellerini nasıl buldunuz?" demiş.
Fuat paşa da :
"Afedersiniz madam, ben yağlı boyadan anlamam."
Timur:
"Hocam der. Bana şöyle bir bak. Ben acaba kaç akçe ederim."
Hoca süslü püslü elbiselerle ve bir sürü nişan ve madalyalar
içindeki Timur’a bakar ve der ki :
"Sen 50 akçe edersin."
Timur çok kızar ve altın kemerini göstererek:
"Sadece bu kemer 50 akçe eder."der.
Hoca da :
"Ben de zaten ona 50 akçe vermiştim. Sen beş para etmezsin."der.
Abdülhak Hamit’in otomobili ile Beyoğlu tarafına geçen bir dostu
anlatıyor:
"Biz direksiyonda Hamit olduğu halde Abdülhak Hamit caddesinden
geçiyorduk. Baktım, Üstad hem iç çekiyor, hem gülüyordu. Sebebini
sorunca bana dedi ki:
"İstanbul Belediyesi, benim ismimi bu caddeye vereceğine, bu
caddenin bir apartmanını bana verseydi daha çok iyilik ederdi."
Genç Ziya Gökalp Diyarbakır’dayken dostları babasına: "Artık Ziya’yı
Avrupa’ya gönder, orada eğitimini tamamlasın.” derler.
Babası: "Avrupa’ya giderse kafir olur diye korkarım." der.
Peki ya burada kalırsa …’’diye sorarlar.
Babası içini çekerek, şöyle cevap verir:
"O zaman da eşek olur!... ’’
CANLI VE TAZE
Galata’da bir balıkçı;
’’Haydi canlı balık,canlı balık!’’ diye bağırarak tezgahındaki
balıkları satmaya çalışıyordu. Yaşlı bir teyze yaklaştı ve sordu:
’’Evladım, bu balıklar taze midir?’’
Balıkçı şaşırdı ve biraz da kızgınlıkla:
’’Canlı diyoruz ya!’’
Yaşlı teyze gülümsedi:
’’Kızma evladım. Bak bende canlıyım, ama taze değilim.’’
EŞEĞİ BAĞLASAN
Profesör, anlattığı konuyu öğrencilerin anlamadığını fark edip
sınıfı azarlamaya başlamış. En sonunda da bağırarak;
’’Bu okula eşeği bağlasan 5 senede bitirir.’’ demiş.
Bu söz, arka sıralarda oturan bir öğrencinin gururuna dokunmuş.
Hocadan söz istemiş ve ayağa kalkarak;
’’Hocam, o eşeği okula 3 yıl daha bağlarsanız, başınıza profesör
olup çıkar.’’ demiş.
İLK AMELİYAT
Hasta kendisini ameliyat edecek doktora titrek sesle;
’’Doktor Bey, biliyor musunuz bu benim ilk ameliyatım.’’ demiş.
Doktor soğukkanlılıkla;
’’Fark etmez, zaten benim de ilk ameliyatım bu olacak!’’ diye cevap
vermiş.
MUTLULUK
Bir konferansta filozof:
’’Mutluluk bir şeyin peşinden koşmak, ama onu asla
yakalayamamaktır.’’ der.
Dinleyicilerden biri söz alır ve şöyle der;
’’Siz hiç yağmurlu bir havada son otobüsün peşinden koştunuz mu?’’
SON SINAVLAR
Sınavlara hazırlanan evim küçük oğlu, köşedeki kanepede Kur’an
okuyan büyükbabasına seslendi;
’’Büyükbaba, her gün akşam neden Kur’an okuyorsun?’’
Büyükbaba gözlüklerinin üzerinden gülümseyerek torununa baktı;
’’Evladım, son sınavlara hazırlanıyorum da ondan…’’
EVLENENE KADAR
Çocuk babasına sorar;
’’Baba, duyduğuma göre Afrika’nın bazı yerlerinde erkekler,
evlendikleri kadını evlenen kadar tanımıyorlarmış?’’
Babası cevap vermiş;
’’Evladım, bu hemen hemen her ülkede oluyor.’’
ANLASINLAR DİYE
Hoca, eşeğini pazara götürüp satmak ister. Bir müşteri çıkar,
eşeğin yaşını anlamak için dişine bakacak olur. Eşek onun elini
ısırır. Adam söylenerek çeker gider.
Başka bir müşteride kuyruğunu kaldıracak olur. Fakat eşek ona çifte
atar. O da kızar ve topallayarak oradan uzaklaşır.
Onları gören biri der ki;
’’Hocam, bu eşeği kimse almaz. Baksanıza, önüne geleni ısırıyor,
tekmeliyor.’’
Hoca gülerek:
’’Zaten bende onu pazara satmak içim değil, insanlar görsün de benim
neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim…’’ demiş.
IRSİ HASTALIK
Doktor iyice muayene ettiği adama sonucu bildirir;
’’Beyefendi, şikayetiniz ile alakalı yapabileceğim hiçbir şey yok.
Hastalığınız babadan oğla geçen ırsi bir hastalık.’’
Hasta giyinmeye devem ederken şöyle der:
’’Peki doktor bey, o zaman lütfen faturayı babama yollayın.’’
EĞER
İki arkadaş sohbet ediyorlardı. Söz döndü dolaştı, hayatın geçip
gitmesine geldi.
’’Hayat kırkıdan sonra başlar.’’ dedi biri.
Öteki cevap verdi;
’’Otuz beşinde ölmezsen eğer!’’
KAZA
Yolculardan biri namaz vakti geçmeden otobüs şoförüne birkaç
dakika mola vermesini rica etmiş. Şoför:
’’Kaza edersiniz efendim.’’ diyerek durmak istemeyince adam şöyle
cevap vermiş: ’’Ben kaza etmeden y sen kaza edersen?’’
ŞAMPİYON
Enine boyuna, iriyarı bir adam gıpta ve hayranlıkla bakan
ufak-tefek bir genç olsaydım:
’’Ben de sizin gibi yapılı ve güçlü olsaydım, dünya ağır sıklet
şampiyonu olurdum.’’ dedi.
Bunun üzerine iriyarı adam cevap verdi;
’’Peki ama seni dünya hafif sıklet şampiyon olmaktan alıkoyan
nedir?’’
HANGİ DİŞLER
Öğretmen, biyoloji dersinde, öğrencisine;
’’Söyle bakalım, en son hangi dişler çıkar?’’
Çocuk, düşünmeden cevap vermiş;
’’Takma dişler öğretmenim.’’
İMTİHANSIZ GEÇMEK YOK
Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için;
’’Çocuklar, Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden
bizi dünyaya gönderdi?’’ diye sormuş.
Çocuklardan biri, soruya cevap vermiş;
’’Öğretmenim, şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O
halde neden hepimize geçerli not vermeyip imtihan ediyorsunuz?’’
ÜNLÜ RESSAM
Ev sahibi, tam beş aydır kirasını ödemeyen ressamın kapısına
dayanmıştı;
’’Birikmiş kirayı almadan şuradan şuraya adım atmayacağım emin
olabilirsiniz.’’ dedi.
Ressam derin bir ah çekti;
’’Hanımefendi, çok değil bir kaç sene sonra insanlar bu evi ziyarete
gelecekler ve;
’Jones, ünlü ressam işte bu evde çalışırdı.’ diyecekler.’’ demiş.
Ev sahibinin kızgınlığı daha da artmış;
’’Eğer siz bu gece kirayı ödemezseniz, korkarım aynı sözü yarın
söyleyecekler.’’demiş.
Bilgisayarların Cinsiyeti
Amerika´da kadınlar ve erkekler bilgisayarın dişi mi yoksa erkek
mi olduğunu tartışıyorlarmış...
Kadınlar bu aletin erkek olduğunu savunmuşlar. "Çünkü" demişler,
"bilgisayarlar aslında sorunları çözmek için yaratılmış olmalarına
rağmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler... Daha
da önemlisi, bunlardan bir tane aldığınız an, biraz daha sabretmiş
olsaydınız çok daha gelişmiş bir modeline sahip olabileceğinizi
görüp pişman olursunuz...."
Erkekler tabii tam ters görüşte... "Bilgisayar dişidir" diyorlar,
"çünkü onun mantığını yaratıcısından başka hiç kimsenin anlaması
mümkün değildir, bu bir. Yaptığınız en küçük hatayı bile derhal
hafızasına kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar bu ikiii... Ve bir
bilgisayar aldıktan kısa bir süre sonra fark edersiniz ki, bir o
kadar daha parayı ona gereken aksesuarlar için harcamaktasınız, bu
da üüüççç...."
Karı Koca
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki
bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak
istemiyordu.keçilerle dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca
alaycı bir biçimde sorar: “Akrabaların mı?”
Karısı “Evet” diye cevap verir ve ilave eder: “Senin taraftan
akrabalarım.”
Kelimeler
Kocası karısına, kadınların bir günde kaç kelime kullandığına
dair bir makale okuyordu...
Erkeklerin 15 000 kelimesine karşılık 30 000 kelime.
Karısı yanıtladı: “Sebebi, erkeklere herşeyi iki kez anlatmak
zorunda olmamızdır.”
Kocası karısına döndü ve sordu: “Efendim?”
|