ANA SAYFA         HABER - YORUM - EĞİTİM - SAĞLIK - EKONOMİ - SANAT - EDEBİYAT - KİTAP - KÜLTÜR - SPOR...   

 

 

 

Eğitimcilerin hazırlamakla yükümlü olduğu yıllık plan, günlük plan,

zümre toplantısı vb. gibi belgeler... Ek bilgi için tıklayınız.

 

Eğitim biterse her şey gider…

Dünyada her yıl 2 milyon 400 bin dolayında “mühendis” üniversiteden mezun olarak üretim sürecine eklemleniyor. Bu mezunların yüzde 80’e yakın dilimi Asya Kaplanı olarak tanımlanan Uzakdoğu ülkelerinin yurttaşları.

Japonya, Kore, Çin, Singapur, Malezya vb. gibi ülkelerin tüm dünya pazarlarına mal üretebilmesinin, yenilikleri yapabilmesinin, taklit (kopyalama) işini bu kadar ustalıkla yapabilmesinin altında nitelikli mesleki eğitim operasyonları yatıyor.

Yalnızca ezbere, gösterişe, şatafata, tüketime dayalı, uygulama yönü aksatılmış, üretim boyutu küçümsenmiş, kravatlı eğitim uygulamalarının bizi götürdüğü yer dünyanın üçüncü ligidir.

Atatürk’ün eğitim alanında yaptığı işlere bakıyorum. Bir de bugünkü halimizi göz önüne alıyorum. Aslına 70-80 yıl öncesine göre geriyiz. İleri gidemedik. Yerimizde saydık. Bolca formül bilen, laf ebeliği yapmayı marifet sayan, bilimsel bir makalesi-kitabı olmayan diplomalı cahiller sürüsü ürettik. Üretmeye devam ediyoruz.

Japonya’da kişi başına yılda 6 kitap düşerken bizim ülkemizde ise 6 kişiye 1 kitap düşüyor. Yine yapılan araştırmalara göre satın aldığı kitabı sonuna kadar okuyan kitle sadece yüzde 10… Yani halimiz içler acısıdır, perişanlıktır.

Bilginin, bilimin, araştırmanın, düşünmenin, yazmanın bu kadar es geçildiği, küçümsendiği, kütüphanelerin bomboş kaldığı, işlerin çala kalem yapıldığı başka bir toplum var mıdır bilmiyorum.

Bilim eğer saygı görseydi, trafik kazalarında, iş kazalarında, depremlerde, maden ocaklarında, sellerde vb. ölen insan sayısı bakımından dünyanın ilk üç ülkesi arasına girmezdik.

İnternetten kopyalanan yazıları ödev diye sunduğumuz, başkalarının tezlerine kendi adımızı yazarak jürilere vermeye devam ettiğimiz sürece çağdaş toplum olmamız çok güçtür.

Bolca tatil, bolca rapor, bolca izin, çağdışı eğitim modelleri, sadece teorik bilgi yüklemesi olduğu sürece “tüketen” toplum olarak yaşarız.

Eğitimin temel amacı “tükettiğinden çok üreten kuşaklar yetiştirmek” olmadığı sürece hiçbir sorunumuz düzelmeyecektir.

Mehmet ÖZKAN

 

Mesleki okulların temel amacını gözden kaçırmayalım


Anlatmak istediğim konu aslında bir üniversite tezini doldurabilecek nitelikte geniş ve derin kapsamlıdır. Ama ben 20 yıllık eğitimcilik faaliyetlerim anında üzerinde uzunca düşündüğüm, hakkında yazılar yazdığım "bu amacı" sizlere de yansıtmak istiyorum.


Meslek liseleri insanlara sadece meslek kazandırma amacında değildir. Vitrinin ön yüzünde hep bu görünür ama arkadaki, daha yararlı olan, bilinmesi gereken ama "yaratıcı birey yetiştirme" olgusudur.


Elektrik, bilişim, makine, otomotiv, ahşap vb. gibi dalların herhangi birisinde üç yıl mesleki eğitim alan bir birey aslında sadece meslek öğreniyor gibi görünse de gerçekte üretmeyi, çalışmayı, asalak olmamayı, fikirleri ürüne dönüştürebilmeyi öğrenmektedir.


Elektrik bölümünü bitiren bir öğrenci bu meslek alanında hiç çalışmasa bile "uygulamalı eğitim sürecinde yoğrulduğu için" her alanda üretken bir iş kurabilir.
Meslek lisesini bitiren bir öğrenci iş yaşamında başka mesleklere daha çabuk adapte olur. Örneğin makine bölümü mezunu bir öğrenciyi otomotiv servislerinde çalıştırmak için çok zaman harcamak gerekmez.


Dünyanın gelişmiş, sanayileşmiş ilk 20 ülkesine ve onların eğitim sistemine baktığımızda bu felsefeyi hemen algılarsınız.


Gelişmişler geriden gelenlerin bu ayrımı sezmemesi için her türlü perdelemeyi 4-5 asırdır çok zekice yapıp duruyorlar.

Ali Özdemir
 

 

 

 

 

 

 

 

www.aliozdemir.net

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook'ta Paylaş