|
|
|
ANA SAYFA HABER - YORUM - EĞİTİM - SAĞLIK - EKONOMİ - SANAT - EDEBİYAT - KİTAP - KÜLTÜR - SPOR...
Dil giderse her şey gider Dünyanın en çok konuşulan beş dilinden birisi Türkçe'dir. Kanada'dan Avustralya'ya kadar hemen hemen her kara parçasında mutlaka Türkçe bilen birileriyle karşılaşmak olasıdır. Türk insanının genetik yapısı göçebeliğe, değişime, yenilenmeye, atılıma, mücadeleye yatkındır. Bunu bilen Doğulu ve Batılı toplumlar tarihsel süreçte Türk kimliğini yok etmek için binlerce tuzaklar kurmuşlar, engellemeler yapmışlardır. 1000 yıl önce başlayan Haçlı Seferleri'nin temel amacı Türklerin ilerleyişini durdurmaktır. Yok etme süreci açık-kapalı olarak hala devam etmektedir. Türkiye'de yaşayan Türkler dünyanın yüzde 1'ini oluşturur. Başka kara parçalarında yaşayan Türkleri de göz önüne aldığımızda dünya nüfusunun yüzde 5'i Türk'tür. 1918 yılında yok olduğunu kabul eden Osmanlı Devleti'nin küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti 13 milyonluk yoksul, bitmiş kitleden 74 milyonluk dev güce erişmiştir. TC'nin 80 yılda sıfırdan dünyanın 16. ila 18. büyük gücüne ulaşmasının sırrı Kemalizm düşüncesinde yatmaktadır. Atatürk'ü küçümseyenler, suçlayanlar, aşağılayanlar, yok etmeye çalışanlar onun askeri, ekonomik, bilimsel, tarihsel, dil, kültürel, sanatsal alanlarda yaptığı, yaptırdığı devrimleri görmezden gelirler. 1299'da kurulan Osmanlı Devleti son 300 yılında ne yazık ki Türkçe'yi ölüme terk etmiş, bu dili konuşmayı cahillik saymıştır. Hatta Türk toplumuna etrak-ı biidrak bile diyenler çıkmıştır. Arapça, Farsça gibi dillerden bozularak alınmış yapay, abartılı bir dille konuşan Osmanlı Devlet örgütü güzel dilimizin donmasına kısırlaşmasına neden olmuştur. Dil bilimcilere göre matematiksel bir yapısı olan, gelişmeye en yatkın özellik gösteren Türkçe'nin karşılık bulamayacağı bir kavram yoktur. 1930'lu yıllardan sonra Türkçe'nin aslına dönmesi için çalışmalar başlatan, bunun için Türk Dil Kurumu'nu kuran Atatürk sayesinde Türkçe'miz önemli oranda aslına dönmüştür. Osmanlıya, Hilafete, Arap kültürüne özlem duyan kimi tutucu kitleler tarafından şiddetle eleştirilen özleştirme çalışmaları tüm engellemelere karşın önemli aşama kaydetmiştir. Bugün en tutucu yayın organları bile 30 yıl önce red ettikleri “sorun, kavram, soyut, açılım, kamuoyu, yargı, yasa, yoksul, tutum, aşama, açısal, bilimsel vb.” gibi temiz sözcüklerimizi kullanmaya başlamışlardır. Kıbrıs'ta konuşulan dili önemli oranda 1500-1600'lü yılların Anadolu Türkçesi'dir. Karacaoğlan, Yunus Emre, Köroğlu, Aşık Veysel gibi büyüklerimizin kullandığı sözcük dağarcığı ile Kıbrıs'taki Türklerinki benzerdir. Ada'da konuşulan Türkçe'ye Rumca'dan ve İngilizce'den önemli oranda sözcük geçmiştir. İngilizce'ye pek sözcük verememişizdir ama Rumca'ya da Türkçe'den bir çok sözcük (ahmakis, aptalis, babas, bağlamas, baltas, baruti, charsi, dervisis, derti, dogrou, hamami vb.) geçmiştir. Evde, okulda, işyerinde, sokakta doğru Türkçe konuşulmazsa toplum birliği zaman içinde bozulur. Fikir birliği yok olur. Soru takısı olmadan kurulan cümleler, İngilizce aksanlı bir fonetik, hiç bir dile uymayan garip işyeri isimleri dili yolundan saptırır. Dil ölünce de toplum asimile olur. Ali Özdemir
|